böyle otlar, yeşillikler falan. uçuyorum hani. gülüyorum sonra. ama hepsi bu kadar.
Hepimiz istisnayız. Ama müstesna asla!
Bebeyim çok şahanesin yæ. Ben de notsikeyrd, bunları biliyor muydunuz bebishqom? Hı? Adeta Yeşim Salkım'ın kendisinden 20 yaş küçük sevgilisiyle 6 sene önce - ismi lazım değil - bir barda yaptıkları dansı sergiliyorum bebeyim. Hani sen yoksun yæ, mecburen kendi kendime şey yapıyorum. Of çok ayıp yæ. İnsan hiç kendi kendine... kendi kendini... sanırım devamını getiremeyeceğim, darlandım şimdi. Yalın'ın da dediği gibi, "İyi miiieeiiee???**" Şu an yanında olsam, kölen köpeğin olsam, attığın lokmayla doysam. Her şeyimi topladım, kendimi hazırladım. Yæær yanına gelezeğim. Yæær seni hep sevezeğim. Yæær dayanamayazağım. Yæær akşam üstü oradayım. (Л) Bence bizi çok iyi anlatıyor bebişim. Ben de seni canım, ben de seni. Bunları silen İsmayel Truth ossun. Hayrlara vesile ossun. Taaaam mı? Bence taam bebişim. Sence de? Evet öyleymiş. Noğoldu ağzını yediğim, ağzın mı kalmadı? Konuşamadın mı? Ağzını mı kırdım? Affedersin.............. sdşjkfşdfkşsdlkflşdsk.
Saturday, 13 June 2009 | Posted by triancula at 09:42 0 comments
Мы? Нет! Вы.
balıkların çırpınışlarını çığlığıyla örtbas edecek. bu yüzden ben onun doğmasını hiç istemiyorum. ikimiz ilaçlarımızı içeceğiz. sonra... senin hırıltıların eşliğinde duvara hesap ettiklerimi kazıyacağım. üçümüz karar vermiş olacağız. o doğmamışken üçüz zaten. ya bir de doğmuş olsaydı? en iyisi doğmamasıydı. nitekim doğamadı da. gerek kalmadı. biz öldük. çünkü artık adalete inanıyoruz.
Monday, 25 May 2009 | Posted by triancula at 07:42 0 comments
ego #51
benim yerimde olabilmek için çıldırıyorsun. ne biçim de hayransın tuhaflığıma. aramızdaki en büyük benzerlik ikimizin de birbirine benzemiyor olması. bir de tabii şehvet farkı var sevgili bebeğim. sen göremezsin. yapamazsın. edemezsin. bilemezsin.
Saturday, 16 May 2009 | Posted by triancula at 15:55 0 comments
oh
sonra güldüm. sonra özledim. aynen böyle gelişti her şey. ha sonra bir de benim karnım acıktı tabii. gülücük.
Friday, 1 May 2009 | Posted by triancula at 14:37 0 comments
alo?
insanın yazabilmesi ya da üretebilmesi için devamlı kötü haberler duymasına veya üzücü şeyler yaşamasına gerek yok. anlıyor musun? sesim geliyor mu oraya? alo? tamam, o zaman susarım ben de. sustum ki.
Thursday, 2 April 2009 | Posted by triancula at 15:58 1 comments
alo narkotik?
şu anda o çok sevgili kibirim o kadar hat safhada ki, daha önceleri "hayır ama o kadar eksiğim var ki..." diyebileceğim noktaları şimdi çok iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. kahretsin! kendini tam olarak bildiğini sanmak ve her zerresine kadar bunu hissetmek ne kadar da büyük bir hayal kırıklığı yaratıyormuş kişide! toparlanma meselesi değil aslında da. hani insanın açık kapı bırakması gerekirmiş. alt tarafı bir ifade edişi bile bu kadar da olduğu gibi yapmamalıymış. erişilmek istenen kusursuzluk. evet. ancak bu optimum fayda muhakkak bir kusurla gerçekleştirilebilirmiş. zarar olmalıydı fakat ben bunu hep inkar ettim. peki yine de soruyorum, sence pişman mıyım?
Tuesday, 31 March 2009 | Posted by triancula at 04:38 0 comments
Subscribe to:
Posts (Atom)